top of page

Doğa ve Psikoloji

  • Yazarın fotoğrafı: Cem Okan Ateş
    Cem Okan Ateş
  • 20 Kas 2019
  • 1 dakikada okunur

FAZIL TOLGA ÖZYÜKSEL



Günümüzde içinde bulunduğumuz yoğun iş temposu, arkadaş veya eş dost ile gittiğimiz kapalı mekanlar bizleri doğadan giderek uzaklaştırıyor. Aslında bizler doğanın birer parçasıyız. Şöyle ki; Yemek, içmek, sevgi gibi kavramların çevremize göre düzenlenmesi gibi.

Doğa bizim üstümüzde aslında bu kadar egemenken, çevreyi kendi isteklerimize göre düzenleme işini insanoğlu abartmış görünmekte. Çarpık kentleşme, yalnızlık, sosyalleşmeden uzak yaşantı bunun birkaç göstergesi. Doğa ile ilişkimiz sadece televizyonlarda izlediğimiz birkaç belgesele veya tv show’una bağlı. Bu da kişiyi tamamen doğadan uzaklaştırmaktadır.


Özellikle belirli bir yaşın üzerinde ki insanlar, emekliliklerini veya yaşantısının son dönemlerini doğa ile iç içe olarak yaşamaya çalışırken, gençler veya çocuklar kent kültürünün içinde yozlaşmaya devam etmektedir.

Bunun üstesinden gelebilmek içinse doğa ile daha aktif bir ilişki kurulmalıdır. Son dönemde bunun en iyi yöntemi doğa yürüyüşleri ile gerçekleşmektedir. Doğa yürüyüşleri son zamanlarda çokça talep edilmeye başlandı.




Bu yürüyüşlerde bence en önemli unsur doğanın tadını çıkarmaktır. Bu yürüyüşler eğlenceli olduğu kadar insan metabolizmasının güçlenmesine ve şehir stresinden uzaklaşmaya katkıda bulunur. İnsan vücudu kalori yakarak ve hastalıklara direnerek yaşam süresini uzatabilmektedir.

Doğa aynı zamanda ruhsal dengemizin üzerinde de pozitif etki yaratmakta. Şehirlerin gri yapısından, betonlardan uzakta olan insanların zihinleri özgürleşmektedir. Sadece doğa yürüyüşlerinden bahsetmiyorum. İnsanların bir bitki yetiştirmesi bile zihnen dinlenmelerine katkıda bulunmaktadır.

Sonuç olarak ne olursa olsun hayatımıza doğayı sokmak insanlara sağlıklı bir yaşamın anahtarı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Psikolojik Danışman:

Fazıl Tolga Özyüksel

Yorumlar


  • Black Instagram Icon

Power by Cem Okan Ates / 2026

bottom of page